Hafızaları zorlayan roman

   Yazar: Dilek Toker

    Kırgın Çocuklar Mevsimi Aysel Sağır’ın ilk romanı. Daha önce 1970’lerdeki siyasi mücadelelerde yer alan kadınları bir fotoğraf karesinden yola çıkarak anlattığı ‘Bizi Güneşe Çıkardılar’ isimli kitabıyla tanıdığımız Aysel Sağır’ın bu romanı 2018 yılında İthaki Yayınları’nda yayımlanıyor. Aysel Sağır ilk romanıyla hafızalarımızı zorlarken yakın geçmişimize de ışık tutuyor. Yakın bir tarihte, 2000 yılında, yapılan hayata dönüş operasyonları çeşitli taleplerle açlık grevine başlayan ve eylemlerini 45.gününde ölüm orucuna dönüştüren siyasi mahkumların direncini kırmak için yapılan bir operasyon. 19 Aralıkta başlayan ve üç gün süren bu operasyonlarda 32 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişide ise bedensel ve zihinsel geri dönüşü olmayan engeller meydana geldi.  

      Romanımızda hayata dönüş operasyonları Gazeteci Suna ve sistematik şiddetle tanışmadan önce konfeksiyon işçisi olan Ali aracılığıyla anlatılıyor. Gazeteci Suna bir derginin ‘’Başka Yaşamlar’’ adlı bölümünün muhabirliğini yapıyor. Derginin Genel Yayın Yönetmeni, Suna’dan ‘’Başka Yaşamlar’’ adlı bölümde hayata dönüş operasyonları sırasında mahkum olan kişilerle görüşüp bir yazı dizisi hazırlamasını ister. Suna başta biraz çekinse de yazı dizisiyle dergide farklı bir pozisyon elde etmeyi umarak araştırmaya başlıyor. Suna’nın gecekondudan bozma apartmanların olduğu mahallelere yolculuğu da bu şekilde başlıyor.  Suna birden çok kişiyle görüşmüş olsa da romanda Ali’nin hikayesi belirgin bir şekilde anlatılıyor.

        Uzun süreli açlık grevi ve ölüm orucu kişilerin yaşamsal fonksiyonlarının da etkilenmesine sebep olmaktadır. Bundan dolayı birçok mahkumda Wernice Korsakoff adlı sendrom oluşmuştur. Wernice Korsakoff adlı sendromda kişilerin zihinleri ve bedenleri arasında koordinasyonsuzluk meydana gelmektedir ve insan belleğinde belirgin bir mental bozukluk oluşmaktadır. Ali de buna maruz kalanlardan biridir. Ali anlattıklarıyla hafızasını zorlasa da bize o günleri şöyle ifade ediyor: ‘’… sonra bir anda göz gözü görmüyor. Elimi kaldırıp bakmaya çalışıyorum ama olmuyor. Genzim yanarken, ciğerim parçalanmış gibi öksürmeye başlıyorum. Kadınlardan biri ‘Yanıyorum!’ diye bağırıyor. Ne bir ateş ne bir alev dalgası var oysaki.’’ (*)   Bir başka zaman ise şöyle anlatıyor: ‘’… Arkadaşların saçları, derileri üzerlerinden akmaya başlıyor. Etraf siyah kumral saç yığınlarından geçilmiyor. Ağızlarını sonuna kadar açmış nefes almaya çalışırken, gırtlaklarından hırıltıya benzer acayip sesler çıkarıyorlar. Bir insandan çıkan şeye benzemiyor da, daha çok fokurdayarak dışarı taşan bir şeye…’’(*)

      Ali anlattıkça Suna anlatılanları kendi geçmişiyle özellikle çocukluğuyla içselleştiriyor. Ali ve arkadaşlarından dinlediği her anıda Suna’nın hayatında sanki yeni bir pencere açılıyor. Eski yenilgilerini hatırladıkça direnci artıyor, kendisini daha güçlü hissediyor. Suna dergide farklı bir pozisyon elde etme konusunda umduğunu bulamasa da Suna’nın hayatı artık hiçbir zaman eskisi gibi olmuyor.

      Kırgın Çocuklar Mevsimi insan belleğini zorlayan bir roman, hafızanın romanı. Olayları yakın geçmiş olarak niteleyebileceğimiz 2000’li yılların başında yaşamış olmamıza karşılık toplum hafızasında ne kadar az yer tuttuğuna hayıflanan bir kitap. İnsan hafızası acı olayları unutup iyi ve güzel anıları hatırlayarak kendini var ediyor. Aslında hayatta var olabilmenin en önemli koşulu hafızamızda sadece iyi ve güzel olayları tutmak değil acı olayları da hatırlayıp direngen olabilmek.

 

(*) Alıntılar Kırgın Çocuklar Mevsimi isimli kitaptan yapılmıştır.

KÜNYE: Kırgın Çocuklar Mevsimi, Yazar: Aysel Sağır, İthaki Yayınları, 216 sayfa

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Böyledir işte lokmamız, acıdır

Tarih öncesi dönemden bugüne toplum, aile ve kadın

BİR DİRENİŞİN ÖYKÜSÜ