Tarih öncesi dönemden bugüne toplum, aile ve kadın
Yazar: Dilek Toker
Engels "Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni" isimli kitabını 1884’te yazdı. Engels kitabını
Marx’ın ölümünden sonra yazmış olsa da sıklıkla onun notlarından, makalelerinden ve elyazmalarından yararlanıyor. Kitap bugüne kadar dilden dile çevrildi ve defalarca baskısı yapıldı.
Türkçe baskısı son olarak Erkin Özalp çevirisiyle 2019 yılında Yordam Kitap’ta yayımlandı.
Engels’in bu kitabı, Marksistlerin insanlık tarihinin gelişimine ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine
dair tartışmalarda yararlandığı baş ucu niteliğinde bir kitap. Baş ucu kitabı olmasının yanı sıra bazıçevrelerce de çok eleştirilen bir kitap olma özelliğini koruyor.
Engels kitabını yazarken Amerikalı antropolog Lewis Henry Morgan’ın ‘’Eski Toplum’’ adlı
eserinden yararlanıyor. Engels bu eseri daha geniş ölçekte inceliyor ve sonrasında yazdığı AileninÖzel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni isimli kitabı Morgan’ın araştırmalarını aşan bir niteliğe sahip.
Engels Morgan’ın çalışmalarına kendi çalışmalarını da ekleyerek kandaşlığa dayalı aileden tek eşli
aileye giderken ve aynı zamanda uygar toplumlarda devletin oluşumuyla birlikte toplumun geçirdiği
evrimi anlatıyor. Kadınlara uygulanan baskının kökenini özel mülkiyetle ilişkilendiriyor ve toplumsal
cinsiyete dayalı iş bölümünün üretim ilişkileriyle arasındaki bağı kuruyor.
Morgan toplumun geçirdiği sosyal aşamaları yabanıllık, barbarlık ve uygarlık olarak üç bölüme
ayırıyor. Yabanıllık ve barbarlık bölümlerini de kendi içlerinde alt, orta ve üst aşamalar olarakbölümlere ayırıyor. Morgan’ın bu kadar çok bölüme ayırmasının temel sebebi ise insanın doğaya
hükmetme derecesini belirlemek ve toplumun geçirdiği evrimi ayrıntılı ele alabilmek.
Kitapta temel olarak toplumun ve ailenin tarih öncesi dönemde var olduğu şeklinden tek eşli
aileye doğru geçirdiği dönüşümler üzerinde duruluyor demiştik. Tarih öncesi dönemde kadın ve erkekarasında belirli iş bölümleri olsa da taraflar arasında eşitlik söz konusu. Toplumlar o dönemde
tüketebileceği kadar üretim yapıyor. Toplumun tüketebileceğinden fazlasının üretilmeye başlanması
özel mülkiyetin oluşumuna zemin hazırlıyor. Oluşan artık ürünün depolanması, satılması işleri erkeğe
görev olarak yükleniyordu ve bu da zamanla özel mülkiyetin kalıcılaşmasına sebep oldu. Aile de
toplumun geçirdiği bu dönüşüme paralel olarak değişim geçirdi. Ailedeki değişimi kabaca tarif
edersek tarih öncesi dönemde ailede çok eşlilik ve birçok kabilede de ana soy hukuku hakimdi.
Zamanla aile içinde ebeveynler ile çocuklar arasındaki cinsel ilişki yasaklandı ve bunu daha sonra
kardeşler arasındaki cinsel ilişkinin yasaklanması izledi. Evlilik yasaklarındaki artışlar bir dönem sonra
grup evliliğini imkansız kılmaya başladı ve bu da toplumdaki birtakım değişikliklerle beraber yerini tek
eşli aileye bıraktı.
Engels kitabında kadınların yenilgisinin sebebi olarak ana soy hukukunun yıkılmasını gösteriyor ve
bu durumu da yine özel mülkiyetle ilişkilendiriyor. Ailelere ana soy hukukunun hakim olduğudönemde miras kadınlar üzerinden bir sonraki kuşağa aktarılıyordu. Özel mülkiyetin oluşumuna
paralel olarak ana soy hukuku da yerini baba soy hukukuna bıraktı.
Toplumu oluşturan sınıfların çıkarları arasındaki çelişkiler devletin oluşumunu kaçınılmaz kıldı.
Devlet toplumun içerisinden doğmuş olsa da zamanla topluma yabancılaştı. Devletlerin oluşumuylaberaber özel mülkiyet ve tek eşli ailedeki kadının ezilmişliği kurumsallaştı.
Engels analizlerinde kapitalist üretim tarzının gelişmesiyle beraber kadının toplumsal üretim
süreçlerine katılmasının, kadını evdeki sorumluluklarından kurtaracağını ve işçi sınıfı ailesinde erkeküstünlüğü dayanağının kalmayacağını öne sürüyor. Kadının toplumsal üretime katılımı erkek egemenliğinin ortadan kaldırılmasının ön koşulu olsa da binlerce yıllık tarihe dayanan cinsiyet
eşitsizliği, maddi zemininde aşınma oldu diye hemen ortadan kalkmıyor. Oysaki işçi sınıfına mensup
kadınlar hem üretim süreçlerinde yer alırken hem de aile içinde yeniden üretim sürecindeki
görevlerini yerine getirmek zorunda kalıyor.
Engels’in kitaptaki bazı tezleri günümüzden bakıldığında fazlaca iyimser olmasına karşın bu bizim
kadın mücadelesini anlamlandırmak için başvurduğumuz başlıca kaynaklardan birisi olduğu gerçeğinideğiştirmiyor ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

Yorumlar
Yorum Gönder