Kayıtlar

BİR DİRENİŞİN ÖYKÜSÜ

Resim
    Yazan: Dilek Toker     Kenan Karabağ’ın kaleme aldığı, yüz yıllık bir karanlığı aralayan, belgesel niteliğindeki “Maria Suphi Bir Direniş Öyküsü” romanı 2021 yılında geçtiğimiz aylarda Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı. Kafkaslar’ın Yaşar Kemal’i olarak anılan Kenan Karabağ bu kitabında köklerini geçmişten alan bir olaylar dizisini anlatıyor. Bu sayede de Maria Suphi’nin mücadelesi de bir roman şeklinde ilk defa okuyucuyla buluşuyor.   Kitabın ilk sayfasındaki teşekkür yazısının ardından Maria Suphi’nin   Yahya Kahya’nın evinde yaşadıklarından bir kesiti okuyoruz. Bir sonraki bölümde ise genç Komsomolka Maria ve Mustafa Suphi’nin tanışmasıyla başlayan hikayelerine geçiyoruz. Kitabın isminden hareketle sadece Maria Suphi’nin hikayesini okumuyoruz aslında. Mustafa Suphi’nin Sinop’tan Kırım’a ardından Rusya’ya geçişi, orda yaşananlar ve Bakü’de   TKP’nin kuruluş süreci, Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu ve  Ekim Devrimi sonrasında Sovyetlerin ...

Hafızaları zorlayan roman

Resim
   Yazar: Dilek Toker      Kırgın Çocuklar Mevsimi Aysel Sağır’ın ilk romanı. Daha önce 1970’lerdeki siyasi mücadelelerde yer alan kadınları bir fotoğraf karesinden yola çıkarak anlattığı ‘Bizi Güneşe Çıkardılar’ isimli kitabıyla tanıdığımız Aysel Sağır’ın bu romanı 2018 yılında İthaki Yayınları’nda yayımlanıyor. Aysel Sağır ilk romanıyla hafızalarımızı zorlarken yakın geçmişimize de ışık tutuyor. Yakın bir tarihte, 2000 yılında, yapılan hayata dönüş operasyonları çeşitli taleplerle açlık grevine başlayan ve eylemlerini 45.gününde ölüm orucuna dönüştüren siyasi mahkumların direncini kırmak için yapılan bir operasyon. 19 Aralıkta başlayan ve üç gün süren bu operasyonlarda 32 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişide ise bedensel ve zihinsel geri dönüşü olmayan engeller meydana geldi.          Romanımızda hayata dönüş operasyonları Gazeteci Suna ve sistematik şiddetle tanışmadan önce konfeksiyon işçisi olan Ali aracılığıyla anl...

Tarih öncesi dönemden bugüne toplum, aile ve kadın

Resim
Yazar: Dilek Toker Engels "Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni" isimli kitabını 1884’te yazdı. Engels kitabını Marx’ın ölümünden sonra yazmış olsa da sıklıkla onun notlarından, makalelerinden ve el yazmalarından yararlanıyor. Kitap bugüne kadar dilden dile çevrildi ve defalarca baskısı yapıldı. Türkçe baskısı son olarak Erkin Özalp çevirisiyle 2019 yılında Yordam Kitap’ta yayımlandı. Engels’in bu kitabı, Marksistlerin insanlık tarihinin gelişimine ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair tartışmalarda yararlandığı baş ucu niteliğinde bir kitap. Baş ucu kitabı olmasının yanı sıra bazı çevrelerce de çok eleştirilen bir kitap olma özelliğini koruyor. Engels kitabını yazarken Amerikalı antropolog Lewis Henry Morgan’ın ‘’Eski Toplum’’ adlı eserinden yararlanıyor. Engels bu eseri daha geniş ölçekte inceliyor ve sonrasında yazdığı Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni isimli kitabı Morgan’ın araştırmalarını aşan bir niteliğe sahip. Engels Morgan’ın çalışmalarına kendi ça...

Perhan ve Çingeneler Zamanı

Resim
Çingeneler Zamanı, Time of the Gypsies veya orijinal adıyla Dom za vešanje, Avrupa’nın unutulmuş ve özgür halkı Çingeneler üzerine odaklanması ve Emir Kusturica’nın Cannes ödüllü bir filmi olmasının dışında insanın fark edilir biçimde değişmesinin çevresine ve kendisine olan etkilerini çok iyi anlatan Çingeneler Zamanı, aşk dolu, ümit dolu, ümitsizlik dolu, hayal kırıklığı dolu, insanı alıp başka dünyalara götüren, hemen hemen her izleyenin gözlerinden yaşlar boşaltan, insana yıkılmayı, vazgeçmeyi ve hüzünle dalga geçmeyi öğreten, 1988 yapımı bir Emir Kusturica eseri. Filmi izlerken Goran Bregoviç müziklerinde yok olup gitmek de ayrı bir keyif. Filmin başrolünde Perhan karakteriyle Davor Dujmovic karşımıza çıkıyor. Dujmovic, henüz 19 yaşındayken tam anlamıyla bir resital ortaya koymuş. Zor bir konu üzerine ve ağır duygular barındıran karakteri öyle bir yansıtıyor ki bize sanırım Perhan’ı ömrümüzün sonuna kadar unutmak mümkün olmayacak. En azından ben Perhan'ı hep hatırlayacağım...

Böyledir işte lokmamız, acıdır

Resim
Yazar: Dilek Toker Acı Lokma, Fahri Erdinç’in ‘’yazgı adamlığı’’ kimliğine giderken yazdığı adeta mihenk taşı niteliğinde bir kitap. Fahri Erdinç’in yaşamının otuz yıllık kesitini bize sunuyor. Kitabı okurken bir yandan yazarın yaşamıyla ilgili ayrıntılı bilgiye sahip olurken bir yandan da cumhuriyetin ilk yıllarından 40’lı 50’li yıllara uzanıyoruz. Kitabın ilk baskısı 1977 yılında yapılıyor. Türkiye’de hiçbir yayınevi kitabı basmayınca kitap Bulgarca’ya çevrilerek Sofya’da Narodna Prosteva Yayınevi’nde basılıyor. İlk basımının ön sözünü Nazım Hikmet yazıyor ve Fahri Erdinç’i Türk dilinin ustaları arasında sayıyor. Kitabımız Acı Lokma ismini Bulgaristan sınırında bir Bulgar yüzbaşı ve Fahri Erdinç arasında geçen bir konuşmadan alıyor. Bulgar yüzbaşı ‘’Nasıl Türkiye’de durumlar?’’ diye sorduğunda Fahri Erdinç cebinden bir lokma kuru ekmek çıkarıp uzatıyor. Ekmeğin tadına bakan yüzbaşı ekmeği acı olarak nitelendiriyor. Fahri Erdinç ise ‘’Böyledir işte lokmamız, acıdır.’’ diyor ve bu cüml...